Reklamı Geç
Mersin
BIST14.917
DOLAR45.2517
EURO53.3714
ALTIN6842.5
BTC/USD81034.029
Vefa Kaya

Vefa Kaya

Mail: [email protected]

Sen bu “Çevre”nin neresindesin?

Sen bu “Çevre”nin neresindesin?

Dünyanın dört bir yanında doğayı anma, koruma ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir gezegen bırakma sorumluluğumuzu hatırladığımız özel bir gündür. Birleşmiş Milletler öncülüğünde 1972 Stockholm Konferansı’ndan bu yana kutlanan bu gün, çevresel farkındalığı artırmak ve somut eylemlere ilham vermek için önemli bir platformdur.

Doğanın sunduğu güzellikler karşısında insan olarak hepimiz birer misafiriz. Özellikle ülkemizin güneyinde, Mersin’in incisi Anamur’umuz, bu güzelliklerin en etkileyici örneklerinden birini barındırmaktadır. Uzun, temiz kumsalları, berrak Akdeniz suları ve yemyeşil doğasıyla Anamur, Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından biridir. Bu kadim canlılar, milyonlarca yıldır (yaklaşık 110-120 milyon yıl) yeryüzünde varlığını sürdürüyor ve sadece yumurtlamak için bu sahillere çıkıyor. Anamur’un ormanları, dağları ve denizi, zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye genelinde 9.000’den fazla vasküler bitki türü bulunuyor ve bunların yaklaşık üçte biri endemik; yani sadece ülkemizde yaşayan türler. Akdeniz havzası gibi biyoçeşitlilik sıcak noktalarında yer alan Anamur, bu doğal mirasın korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Bu hususta kısa bir dipnot eklemek gerekirse; Anamur’da yetişen endemik bitki türleri konusunda akademik çalışmalar yapan Dr. Ayşenur ŞEN’in “Kainatın Renkli Mucizeleri Bitkiler” isimli kitabı da bu konuda bizlere önemli ışık tutmaktadır.

Çevremizi korumak, sadece kaplumbağaları veya endemik bitkileri kurtarmak değil; kendi geleceğimizi güvence altına almaktır. Bilimsel veriler gösteriyor ki, sağlıklı ekosistemler temiz hava, su ve gıda güvenliği sağlar. İklim değişikliğiyle mücadelede ormanlar ve sulak alanlar karbon yutağı olarak çalışır. Bizler küçük adımlarla büyük farklar yaratabiliriz: plastiği azaltmak, atıkları ayrıştırmak, -özellikle seralarda kullanılan zirai ilaç şişelerini gelişigüzel atmamak- doğada iz bırakmamak gibi alışkanlıklar, günlük hayatımızın bir parçası haline gelebilir.

Bilinci yüksek bir toplum, doğayı “sınırsız kaynak” olarak değil, paylaştığımız ve saygı duymamız gereken bir bütün olarak görür. Çocuklara çevre eğitimi vererek başlar bu bilinç; okullarda, ailelerde ve topluluklarda doğa sevgisi aşılanır. Komşularla birlikte sahil temizliği yapmak, fidan dikmek, yerel yönetimlerle işbirliği içinde koruma projelerine katılmak gibi eylemler, kolektif sorumluluğu güçlendirir. Herkesin katkısı değerli; çünkü “Yeryüzü, herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar verimli, ama hiç kimsenin açgözlülüğünü karşılayacak kadar değil” der Mahatma Gandhi.

Gelin bir gün Anamur’umuzun bu güzel sahilindeki çöpleri toplama etkinliği düzenleyelim. İster bireysel olsun ister topluluk halinde yapılsın bu bilinci biz ve bizden sonraki kuşaklara aşılamamız gerekiyor.

Rachel Carson’un Silent Spring kitabında şöyle der: “İnsan doğanın bir parçasıdır ve doğaya karşı açtığı savaş, kaçınılmaz olarak kendine karşı bir savaştır.” Bu nasihat, bugün de geçerliliğini korumaya devam etmektedir. Doğayı korumak, gelecek kuşaklara borcumuzdur. Gaylord Nelson der ki; “İnsanın vicdanının nihai sınavı, bugünden fedakârlık yaparak, teşekkürlerini duyamayacağımız gelecek nesiller için bir şeyler yapma isteğidir.”

Dünyadan ilham verici örnekleri yok mu, elbette ki var. Bunlardan biri de Costa Rica, tropik ormanlarını koruma ve ekoturizmi geliştirme konusunda öncü bir ülke. Orman kaybını tersine çevirerek yenilenebilir enerjiye ve biyoçeşitlilik korumasına büyük yatırımlar yapılmış ve bugün birçok çiftçi çevresel hizmetler için teşvik almakta. Ayrıca turizmle sürdürülebilir kalkınma sağlamakta. İsveç gibi ülkeler ise uzun yıllardır geri dönüşüm, temiz enerji ve çevre eğitimiyle yüksek farkındalık seviyesi yakalamış bulunmakta. Bu örnekler gösteriyor ki, bilinçli politikalar ve toplum katılımı ile doğa ile uyumlu bir yaşam mümkün.

Anamur’un muhteşem kumsallarında Caretta Carettaların yumurtalarını bıraktığı şu günlerde biz de sessizce izleyip hayran olabiliriz. Ama asıl mesele, o güzelliği yarın da aynı şekilde görebilmek. Her birimiz, kendi çevremizde başlayarak bu sorumluluğu üstlenmemiz gerekmektedir. Belediye tarafından çevre düzenlemelerinin daha da artırılması gerektiği açıktır.

Doğanın sesine kulak ver. Çünkü tek bir dünyamız var ve onu korumak, en insani davranışımızdır.

Dünya Çevre Günü’müz bir kez daha kutlu olsun. Doğayla barışık, daha yeşil yarınlar için hep birlikte el ele olmak dileğiyle.

                                                                                                                     Vefa KAYA  

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar