Anamur'un Yayla Yollarını, Piknik Alanlarını Lütfen Kirletmeyelim!
Geçtiğimiz günlerde, Anamur’un o serin yaylalarına doğru bir yolculuğa çıktım. Amacım hem biraz nefes almak hem de yayla yollarındaki piknik yapılan yerlerde, o canım doğanın tadını çıkarmaktı. Ancak yol boyunca şahit olduğum manzaralar, içimi huzurla doldurmak yerine derin bir utanç ve üzüntüye boğdu.
Yayla yollarını adım adım gezen biri olarak; hususi olarak her piknik alanında, yol üstünde bulunan her dinlenme yerinde ve masada durdum, kontrol ettim. Gördüklerim karşısında kelimeler boğazımda düğümlendi: Biz kimiz ve bu güzelim yayla yollarına, o nefes aldığımız piknik alanlarına ne yapıyoruz?
İyiliğin Üzerine Çöp Dökmek
Yayla yollarındaki o dinlenme masaları, hayırsever vatandaşlarımızın tamamen kendi imkanlarıyla, sırf bir yolcu durup dinlensin, bir bardak sıcak çay içip nefeslensin diye yaptığı harika alanlar. Ne kadar asil, ne kadar estetik bir düşünce değil mi? İnsanlar araçlarıyla duruyor, çaylarını demliyor, yayla yollarındaki piknik yapılan yerlerde mola verip dinleniyorlar. Buraya kadar her şey çok güzel.
Ama ya sonrası ?
Maalesef o güzelim piknik alanlarından, o hayırseverlerin yaptırdığı masalardan kalkanlar, arkalarında adeta birer çöplük bırakıp gidiyorlar. Etrafa saçılmış cam kırıkları, her yeri kaplayan çöpler, rüzgarda savrulan poşetler, yıllarca yok olmayan plastik şişeler... Daha neler neler!
İnsanlar, bu dünyadaki izlerini ne yazık ki arkalarında bıraktıkları bu çirkin pisliklerle belli ediyorlar. Doğa her an bir cam kırığından ötürü yangın tehlikesiyle burun burunaysa, bastığımız yerde plastik atıklardan yeşillik görünmüyorsa oturduğumuz masanın ne anlamı kalır? Kendi evinde yere bir çöp atılsa kıyameti koparacak olanlar, hepimize ait olan o eşsiz yayla yollarını ve piknik alanlarını fütursuzca kirletiyor. Yetkililerin gelip temizlemesini beklemek ise sadece bir kaçış, bir bahane. Asıl hüner, temizlemekten ziyade hiç kirletmemektir.
Bu Dünya Bizimle Son Bulmayacak
Unuttuğumuz çok büyük bir gerçek var: Bu dünya bizimle birlikte son bulmayacak. Bizden yüzyıllar sonra da bu topraklarda çocuklarımız, torunlarımız, kuşaktan kuşağa evlatlarımız yaşayacak. Biz onlara nasıl bir Anamur, nasıl yayla yolları ve piknik alanları bırakacağız? Cam kırıklarıyla dolu, plastik şişelerle ve poşetlerle boğulmuş bir yeryüzü mü, yoksa yüzyıllardır bozulmamış o kadim yayla havası mı?
Unutmayalım: Çevremizi, yayla yollarındaki o masaları ve dinlenme yerlerini temiz tutmak sadece bir temizlik meselesi değil, en temel vatandaşlık görevimizdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır." Bizim şu anki en büyük görevimiz, o güzelim yayla yollarımıza, piknik alanlarımıza ve doğamıza sahip çıkmaktır.
Küçük Bir Adım, Büyük Bir Gelecek
Duyarlı olmak, sandığımız kadar zor değil. Çözüm çok basit:
Yayla yollarındaki piknik yapılan yerlerde işimiz bittikten sonra tüm çöplerimizi, plastik şişeleri ve camları bir poşete dolduracağız.
Piknik alanlarındaki masaları bulduğumuz gibi lekesiz ve temiz bırakacağız.
O çöp poşetini aracımızın arkasına koyup en yakın çöp konteynerine kadar taşıyacağız.
Yayla yollarına, o güzelim doğaya sadece ayak izimizi ve teşekkürlerimizi bırakacağız.
Lütfen artık kendimize gelelim. Doğaya, yol kenarına attığımız her poşet, her plastik şişe kendi geleceğimizin, kendi çocuklarımızın yüzüne fırlatılmış bir utanç vesikasıdır. Gelin; Anamur’un o güzelim yayla yollarını, piknik alanlarını ve dinlenme masalarını hak ettiği gibi temiz, saf ve yeşil tutalım. Geleceğe çöp dağları değil, yaşanabilir bir dünya miras bırakalım.



















Facebook Yorum
Yorum Yazın