

Şanlıurfa Siverek’te liseye düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişinin yaralanmasının ardından Türkiye genelinde eğitim sendikaları iş bırakma kararı aldı. Anamur’da da sendikalar ortak eylemle yürüyüş düzenleyip basın açıklaması yaptı.
Anamur’da faaliyet gösteren eğitim sendikaları, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede gerçekleşen silahlı saldırıya tepki göstermek amacıyla iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Bugün saat 11.00’de Yeni Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan eğitimciler, buradan yürüyüşe geçerek Eski Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşün ardından meydanda basın açıklaması yapıldı.
Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim Gücü Sen Anamur Şube Başkanlıklarının ortak imzasıyla yapılan açıklamada, Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen silahlı saldırının eğitim camiasında derin üzüntü yarattığı vurgulandı.
Açıklamada, saldırıda öğretmen ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu 16 kişinin yaralanmasının kabul edilemez olduğu belirtilerek, “Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi. Yaralılara acil şifa dilekleri iletilirken, eğitimde artan şiddet olaylarının ciddi endişe yarattığı ifade edildi.
BASIN AÇIKLAMASINI TAM METNİ ŞÖYLE :
"TÜRK EĞİTİM-SEN
EĞİTİM-BİR-SEN
EĞİTİM SEN
EĞİTİM-İŞ
HÜRRİYETÇİ EĞİTİM-SEN
EĞİTİM GÜCÜ SEN
ANAMUR ŞUBE BAŞKANLIĞI
15/04/2026 tarihli Basın Açıklamasıdır.
Değerli meslektaşlarımız, misafirlerimiz ve basın mensubu arkadaşlar,
Kamuoyunu ve eğitim camiamızı derinden sarsan şiddet olaylarına maalesef bir yenisi daha eklendi.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır.
Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize, öğrencilerimize, polisimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir.
Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi oldukça ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Biz ne ara, ‘öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin, bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği’ bir noktaya geldik?
“Eti senin, kemiği benim” anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık?
Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi ve bu karanlık düzene teslim oldu?
Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur.
Her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir.
Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir.
Disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir.
Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Tüm bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik.
Okul-aile işbirliği artırılmalıdır.
Bununla birlikte okul-aile işbirliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri; sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır.
Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderilmiş, iş bırakma eylemleri gerçekleştirilmiş ve çok sayıda basın açıklaması düzenlenmiştir. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir.
Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
“Güvenlik Zirvesi” düzenlenmelidir.
Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.
Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur.
Öğretmenin itibarı korunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır.
Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir.
Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir.
Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir.
Biz susmuyoruz.
Şiddete karşı tek sesiz.
Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek.
Eğitimde şiddete sıfır tolerans!
Ülkemizin aydınlık, müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."































Yorum Yazın